Volks wagen “Canavar ı”


o.ogren-sen.com > Arabalar > Evraklar
Volkswagen “Canavarı”

VolksWagen`de yaşanan skandal her halde yazılı ve görsel medyayı takip eden herkesin gündemindedir. Aslında içten içe kınamakla beraber bu durumdan dolayı toplumsal bir sevinç gösterisi içerisindeyiz. Alman malında bulunan hata bizi çok memnun etti.

“Yaşasın!”

“Oleyyy!”

“Alman malında hata!”

ve.s

Bu markalar dünyada bir yerlere gelmek için büyük uğraşlar, emekler ve zaman harcamakla birlikte çok büyük rakamlarda para ayırıyorlar bu işe. Kimi kaynaklara göre, 18 milyar dolarlık bir tazminatıyla birlikte zarar söz konusudur.

Ancak ben skandalın patlak verme tarihini, süreci, olayların yaşanma biçimin oldukça manidar buluyorum. Olayları ele alırken, detaylıca ve bütün resme bakınca, Almanya`nın krizden etkilenmemesi, parayı elinde tutan devlet olması ve ardından peş peşe gelen mülteci sorunu ile bir şirketin böyle bir krize girmesi tesadüftür bence de.

Aklıma takılan ve beni düşündürten olay, bu Emisyon skandalının basında bu kadar yer bularak, sürekli gündeme gelmesidir. Bu kadar geniş şekilde duyurulan skandal haberleri ilgimi çekiyor. Yani sokağa inip 100 kişiye sorsak, araba markalarını sayın desek: Volkswagen, Mercedes, BMW kesinlikle listede çoğunluğu alır.

Fakat emisyon skandalının açıklamasını sorsam, kaç kişi açıklaya bilir belli değil. İnsanlar körü körüne bir Alman markasının hatalı üretim yaptığına inanıyorlar. Vitesinde mi, Tekerleğinde mi, direksiyonunda mı, bunu sokaktaki insan bilmez. Sokaktaki insanın ilgileneceği şeyler değildir bunlar. Ama bir olayı bu kadar skandal diye sürekli basına servis edersen ve geniş yer bulursa, insanlar manipüle olabilir. İşte benim üzerinde durmak istediğim kısım, tam da bu manipülasyondur.

Dünyada Volkswagen`le ilgili tartışılan 2 konu var.

  1. Böyle bir yazılımı geliştirerek hileye başvurmuş olması

  2. Alman Malı olarak marka ve tüketicileri arasında yaşanan güven sorunu

Türkiye Pazarlama açısında ele aldığımız zaman, henüz satış aşamasını geçemedi. G20`de yer alan bir ülkeden bahsediyoruz ve henüz Modern Pazarlama anlayışının hakim olmadığını ekliyoruz. Bu gün Türk insanına Volkswagen`i satmaya kalksan gene alır. Emisyonun ne olduğunu bilen insanlar arasında, bu durum aslında kimsenin umurunda falan değil. İşin özündeki gerçek, insanlarda oluşturulmaya çalışan algıdır. İşte bunun adı: PAZARLAMADIR.

Soruyorum herkese:

Bir araba alırken, kaç kişi onun emisyon özelliğine bakarak araba satın alır?

İşte benim demek istediğim tam da budur.

Elbette, böyle güvenilir şirketin Toplumsal Pazarlama açısında yaptığı etik bir davranış değildir. Bunu herkes kabul ediyor Ancak gelgelelim, biz zaten Toplumsal Pazarlama aşamasına ulaşmadık ki. Türkiye`de çevreye karşı duyarlılık ne kadar yüksek ki? Ya da insanlar ne kadar hassas bu konuda?. Her skandal beraberinde büyük bir değişimi ve ya büyük bir dersi, büyük bir başlangıcı getirir. Tarihte uçak kazaları oldukça, uçaklar daha da geliştirilmiştir. Volkswagen`de patlak veren skandalın başka markalarda ve ya şirketlerde olmadığının bir garantisi yoktur.

Doğru yönetildiği takdirde Krizler birer fırsattır aslında. Bütün Pazarlamacı arkadaşlarıma tavsiyem, eleştiri yapmak yerine süreci takip etmeyi seçsinler. Çünkü hepimizin bu süreçten alacağımız derslerimiz, öğrenecek çok şeyimiz var. Yönetim, Pazarlama ve Piyasalar anlamında çok büyük ders ve kitaplık, tarihi bir olaydır.

Krizi nasıl yönetirler, başarırılar mı bilmiyorum ama bir Pazarlamacı adayı olarak, ben Volkswageni tutuyorum…

sosyal ağlarda paylaşma




öykü




© 2000-2018
kişileri
o.ogren-sen.com