Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun


sayfa1/6
o.ogren-sen.com > öykü > Evraklar
  1   2   3   4   5   6

BCAL –TARİH 9 – DERS NOTLARI- Ders Öğretmeni: Vedat AKBULAK

ÜNİTE: I
TARİH BİLMİNE GİRİŞ

1. Tarih Biliminin Tanımı:
Çağlar boyunca yaşamış insan topluluklarının

-sosyal,

-iktisadi,

-kültürel,

-siyasi ve dini faaliyetlerini birbirleriyle olan ilişkilerini

yer ve zaman göstererek, sebep sonuç ilişkisi içerisinde

belgelere dayanarak

objektif biçimde

inceleyen ve açıklan sosyal bir bilim dalıdır.
Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun şu sözü söylemiştir: “ Geçmişler geleceğe suyun suya benzemesinden daha çok benzer.”



Bu sözden şu sonuç çıkarılır. Günümüzdeki olayları anlayıp değerlendirebilmemiz için geçmişteki olayları iyi irdelememiz gerekir.

Leon Halkin (Leon Hlkın), “Tarih Tenkidinin Unsurları” adlı eserinde; “Geçmişi biz ancak başkasının aracılığı sayesinde tanımaktayız.” diyerek tarihin bu yönüyle geçmiş ve gelecek arasında bir köprü görevi üstlendiğini söylemiştir.
Alman tarihçi Leopold von Ranke; “Araştırdığı döneme kendisini götürebilen insan tarihçidir.” Sözü ile tarih araştırmalarının;

Geçmişte meydana gelen olaylar, meydana geldiği dönemin siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik ve dini özelliklerini yansıtır.
Bu nedenle bir olayı değerlendirirken olayın meydana geldiği dönemin şartları dikkate alınmalıdır. Örneğin “Kurtuluş Savaşı”nı değerlendirirken o dönemin kendine özgü siyasi, sosyal, ekonomik ve psikolojik özellikleri göz önünde bulundurmak gerekir.
Belge: Tarihçinin geçmişi aydınlatmak için yararlandığı her türlü esere ve yazılı kaynaklara “Belge” denir.

Yıllık (Anal): Yaşanan olayların günü gününe kaydedilmesine denir.
Veri: İncelenen olayla ilgili elde edilen bütün bilgilere veri denir.

Arşiv: belgelerin saklandığı yer
Tarih Biliminin Amacı; Geçmişte yaşanan olayları analiz ederek doğru bilgi vermektir.


Kaynak: Tarihi bir olayı doğru olarak anlamaya yarayan her türlü malzemedir.

Kaynaklar kapsadıkları bilgilerin değerine göre

-Ana kaynaklar

-Birinci elden kaynaklar

-İkinci elden kaynaklar
2. Tarih Biliminin Konusu:

İnsanları ilgilendiren sosyal, ekonomik, göç, savaş, antlaşmalar, dini ve kültürel olaylar gibi her türlü faaliyetler tarihin konusudur.

İnsanların yaşamını etkileyen ve insanın iradesi dışında gelişen deprem, sel, iklim değişikliği gibi coğrafi olayların ortaya çıkardığı bazı sonuçlar da tarihin konusu içinde yer alır.
3. Tarihsel Olay, Olgu ve Tarihçi İle İlişkisi:

Yaşanmış veya yaşanmakta olan olaylar etki alanı ve oluş biçimine göre ikiye ayrılır.

1. Olay:

a. Doğal olay, insan etkisi olmadan doğadaki çeşitli fiziksel ve coğrafi etkiler sonucu ortaya çıkar. (Deprem, sel vb. gibi)
b. Tarihi Olay: Tarihi olay sonucunda uzun sürede gelişen durumlara denir.

Geçmişte meydana gelen, başlangıç ve bitiş tarihi belli olan olaylara denir. İnsan tarafından gerçekleştirilir. Hayat içerisinde tek tek meydana gelen değişmelere olay denir. Bir toplumu, bir devleti veya dünyayı etkileyen olay tarihsel olaydır. Örneğin; Hicret sonrası İslam Devleti’nin Medine’de kurulması, Talas Savaşı, Malazgirt Savaşı, İstanbul’un fethi gibi tüm dünyayı etkileyen durum tarihi olaydır.
Günümüz ile ilgili örnek verecek olursak; 15 Temmuz Darbe Girişimi, Körfez Savaşı
3. Olgu: Tarihî olay sonucunda uzun sürede gelişen durumlara tarihi olgu denir. Aynı türdeki olayları bir bütün olarak anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Olgu, olaya göre daha soyut ve geneldir.
Olguda belli bir yer ve zaman söz konusu değildir. Olayı olgudan ayıran diğer önemli bir özellik ise olayın başlangıç ve bitiş tarihinin belli olmasıdır. Olaylar belli bir süre içersinde meydana gelir. Anadolu’nun fethi, Kurtuluş Savaşı, Lozan Barış Antlaşması tarihi olaya örnek olarak gösterilebilir. Olgu genellik ve süreklilik gösterir. Anadolu’nun Türkleşmesi, Türkiye’nin çağdaşlaşması tarihi olguya örneklerdir.
O halde kısa sürede olup biten işler olay, uzun bir zaman diliminde oluşan durumlar ise olgudur.


OLAY

OLGU

Malazgirt Savaşı

Anadolu’nun Türkleşmesi

Fransız İhtilali

Ulusal devletlerin kurulması

Sanayi İnkılabı

Sömürgecilik faaliyetlerinin hız kazanması

Ankara Savaşı

Fetret dönemi


İngiliz tarihçi John Tash (Con Toş), “Tarihin Peşinde” adlı eserinde tarihçinin görevini:” İnceleyeceği çağın insanının kimliğine bürünüp dünyayı onun gözlerinden görerek ve mümkün olduğu kadar onun standartlarıyla değerlendirerek o insanın neyi, niçin yaptığını bulmaktır.” Şeklinde açıklamıştır.
Tarihi Olay ve Olgulara Farklı Bakış:

Tarihçi, bir fizikçi ya da bir kimyacı gibi incelediği olayı görme imkânına sahip değildir. Olayları ancak gözlemleyenlerin bıraktığı belgelere dayanarak yorumlar. Bu nedenle geçmiş herkese farklı şekilde yansıyabilir. Tarihi olaylar, gerçekleştiği dönemin siyasal, sosyal, kültürel, dini ve ekonomik özelliklerini yansıtır. Bu nedenle tarihçi olayları değerlendirirken duygusal değil olaya tarafsız yaklaşması çok önemlidir.
Tarihi Olayların Özellikleri:

- Tarihi olaylar; geçmişte meydana gelen yaşanmış olaylardır. İnsan topluluklarını etkiler.

-Geçmişte yaşanmış ve üzerinden belirli bir zaman geçmiştir.

-Belirli bir mekân ver zaman diliminde gerçekleşmiştir.

-Tarihi olaylar devamlıdır. Aralarında neden-sonuç ilişkisi vardır.

-Oluşumunda ya da sonuçlarında sabit kanunlar ve kurallar yoktur.

-Kaynaklarla belgelenir, Efsane, masal ya da hikâye değildir.

- Benzer nitelikli olaylar meydana gelse zaman, mekân ve kişiler sürekli değiştiğinden tarihi olayların aynı şekilde tekrar etmesi mümkün değildir. Bu nedenle tarih araştırmalarında deney ve gözlem metodu kullanılmaz. Tarih bilimini fen bilimlerinden ayıran en önemli özelliği

tekerrür etmemesi,

(Ancak olaylar farklı zaman ve mekanlarda farklı şekilde cerayan edebilir.)

-sonuca ulaşmak için deney ve gözlemin yapılamamasıdır.

Tarihi olaylar, sonuçları itibariyle geniş coğrafyalar ve insan toplulukları üzerinde hissedilir. Tarih olayı, günlük olaydan ayıran en belirgin yönü de budur.
Not: Tarihî bir olay için, yer ve zaman en önemli unsurlardır. Tarihî olayın doğru değerlendirilebilmesi için olayın geçtiği yer ve zamanın bilinmesi gerekir.

Not 2: Tarihi olaylar devamlıdır. Bir zincirin halkaları gibi birbirini sebep ve sonuçlarıyla takip ederler.
Atatürk’ün Tarih Öğrenimine Verdiği Önem:
Tarihe büyük bir ilgi duyan Atatürk, Türk tarihinin doğru kaynaklara dayandırılarak araştırılmasına da önem vermiştir. Bu nedenle 1931’de Türk tarihi ile ilgili bilimsel çalışmalar yapılabilmesi için Türk Tarih Kurumu’nu kurdurmuştur. Bu faaliyetler için mirasından bir kısmını bu kuruma bağışlamıştır.

Atatürk, “ Türk milletinin tarihi, şimdiye kadar sanıldığı gibi yalnız Osmanlı tarihinden ibaret değildir. Türk tarihi daha eskidir. Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullu medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur.

Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
Sözleriyle tarih öğrenmenin önemini ve gerekliğini ifade etmiştir.
Tarihi Olayların Değerlendirilmesi:

Tarihi olayların en belirgin özelliği tekrarlanmaması ve bir anda olup bitmesidir. Tarih, bir sosyal bilimdir ve olayları bugünün koşullarına göre değil, yaşanan günün şartlarına göre değerlendirmelidir.

Tarihi olaylar değerlendirilirken o dönemin siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik ve coğrafi özellikleri dikkate alınarak değerlendirilir.

Mustafa Kemal Atatürk, tarihi olayların aslına uygun şekilde aktarılmasını ve tarihçilere düşen görevleri “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtıcı bir mahiyet alır.” Sözüyle de tarihi olayların değerlendirilmesinde tarafsız olmanın önemini vurgulamıştır.
Tarihi Bilgilerin Değişebilir Özelliği:

Bulunan yeni bilgi ve belgeler sonucunda mevcut tarihî bilgilerin değişmesine yol açabilmektedir.

Tarih kesin bilgilerden oluşmaz. Araştırmalar sonucunda ortaya çıkan yeni belge ve kanıtlar tarihin yeniden değerlendirilmesini gerektirir.



Alacahöyük’te bulunan ve MÖ 2500 yıllarına ait olan bir kılıcın dünyanın en eski kılıcı olduğu kabul edilmekteydi. Oysa 1996 yılında Malatya yakınlarındaki Arslantepe kazı bölgesinde bir prens mezarının içinde MÖ 3300 yıllarına ait, üzeri işlemeli kılıçlar bulundu. Böylece Alacahöyük’teki kılıcın en eski kılıç olma bilgisi geçerliliğini kaybetti.

Yine buna başka bir örnek verecek olursak; Osmanlı parasının Orhan Bey döneminde basıldığı biliniyordu. Ancak İbrahim Artuk adlı bir tarih bilimcisi (para bilimcisi) Osman Bey’e ait bir para buldu. Bu belge Osmanlı tarihi ile ilgili bilgilerin değişmesine neden oldu.


Tarih Araştırılmasında Uyulması Gereken Kurallar:
Coğrafi koşullar, toplumun yaşayış tarzı, ekonomik ve ticari etkenler, dini ve kültürel etkenler göz önünde bulundurulmalıdır.

-Olaylar güvenilir kaynaklara dayandırılmalıdır.

-Olaylarla ilgili yer ve zaman belirtilmesi neden-sonuç ilişkisi kurulmalıdır.

-Yeni belgeler bulundukça, bu belgeler ile ilgili tarihi olaylar yeniden değerlendirilmelidir.

-Tarafsız olmaya özen gösterilmelidir.

- İyi bilinmeyen bir olay, bilinen, benzer başka bir olayın verileriyle açıklanmaya çalışılmamalıdır.
Tarih Araştırmalarında Tarafsızlığın Sağlanması İçin;

-Olayların üzerinden belli bir süre geçmelidir.

-Birden fazla kaynaktan yararlanılmalıdır.

-Her tarihi olayı, olayın yaşandığı zamanın koşullarına göre değerlendirmek gerekir. Olayın meydana geldiği yer, dönemin koşulları ve değer yargıları dikkate alınmalıdır.

-Araştırmacılar kendi değer yargıları, dinsel ve ulusal duygularıyla hareket etmemelidir.
Tarih Öğrenmenin Amaç ve Faydaları:

-İnsanların geçmişten ders alıp geleceğe yön vermelerini sağlar.

-Tarih, insanlara, vatan ve millet kavramları ile milli ve kültürel değerleri öğretir.

-Tarih, milli birlik ve beraberlik anlayışının kuvvetlenmesini sağlar.

-Devlet yöneticilerine devletin nasıl yönetileceği konusunda yardımcı olur.

-İnsanlara karşılaştıkları durumları tarihi olaylarla bağlantı kurdurarak mantıklı bir sonuca varma yeteneği kazandırır.

-İnsanların arasındaki sorunları barış yoluyla çözümlemelerine katkıda bulunur.

Tarih Biliminin Yöntemi
Tarih biliminin amacı, geçmişte yaşanan olayları doğru bir şekilde analiz ederek doğru sonuca ulaştırmaktır.

Bir sonuca ulaşmak amacıyla, bilime, mantığa ve tecrübeye dayanarak izlenen araştırma şekline yöntem denir.

Tarihçi; ele aldığı olayla ilgili olarak bütün kaynakları dikkatle incelemek, değerlendirmek ve bunları yaparken de tarafsız (objektif) olmak zorundadır.
1. Kaynak Arama: Belge Bulma

2. Tasnif: Sınıflandırma

3. Tahlil: Çözümleme

4 Tenkit: Eleştiri

5. Terkip: Sentez
1. Kaynak Arama (Belge Bulma): Geçmişten günümüze kadar gelmiş olan her türlü veriye kaynak (belge, vesika) denir. Tarihi bilgilerin doğru ve güvenilir olması gerekir. Kaynaklara dayanmayan bilgiler, tarih araştırmalarında değer taşımaz ve dikkate alınmaz.
Tarihi olayların en belirgin özelliği, tekrar edilmemesi ve deneyinin yapılamamasıdır. Kaynaklar, kapsadığı bilginin değerine ve bilgi veren kaynağın malzeme cinsine göre sınıflandırılır. Kaynaklar; elde edilen bilgilerin değerine göre;

-Ana Kaynaklar: Bir olayı yaşamış birinin anlattığı hatıralar ve kaleme aldığı eserler, seyahatnameler, kitabeler, paralar, devletlerin resmi evrakları ana kaynaklar grubuna girer.

-Birinci elden kaynaklar: Ana kaynaklardan yararlanarak meydana getirilen eserler

-İkinci Elden kaynaklar: Birinci elden kaynaklardan yararlanarak meydana getirilen eserlerdir.

Tarih Biliminin Kaynakları; bilgi veren kaynağın ve malzemenin cinsine göre çeşitli gruplara ayrılır:

1 - Sözlü Kaynaklar (Belgeler): Ağızdan ağza söylenerek gelen tarihi şiirler, hikâyeler, efsaneler, destanlar ve menkıbelerdir.

2- Yazısız Kaynaklar: Arkeolojik kazılar sonucu bulunan çanak çömlek

3- Yazılı Kaynaklar: ; kitabeler, şecereler, biyografiler

4- Görsel ve İşitsel Kaynaklar

olarak ikiye ayrılır.
1 - Sözlü Kaynaklar (Belgeler): Ağızdan ağza söylenerek gelen tarihi şiirler, hikâyeler, efsaneler, destanlar ve menkıbelerdir.
2. Yazısız kaynaklar: Arkeolojik kazılar sonucu bulunan toprak, taş maden, kemikten yapılmış eşyalar, giysiler, evler, kaleler, çeşmeler, heykeller birer yazısız kaynaktır. Ayrıca destanlar, hikâye, masallar ve efsaneler de birer yazısız kaynaklardır.

3. Yazılı kaynaklar: Tarihi bir olayla ilgili bilgiye ulaşmanın başlıca yolu, olayların gerçekleştiği dönem ve toplumlarla ilgili yazılı kaynaklar başvurmaktır. Yazılı kaynaklar; kitabeler, şecereler, biyografiler, seyahatnameler, hatıralar, takvimler, fermanlar, paralar, kanunlar, mahkeme kayıtları, resmi veya özel mektuplar, dergiler ve gazetelerdir.

4- Görsel ve İşitsel Kaynaklar:

Plak, kaset, resim, fotoğraf, film gibi sesli ve görüntülü kaynaklar da tarihsel birer belgedir. CD, VCD ve DVD’ler
Tarihçiler için önemli olan bu kaynaklar arşivlerde, müzelerde, kütüphanelerde muhafaza edilmektedir.
  1   2   3   4   5   6

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun iconTürkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu M. Kemal ile Göktürk Devleti’nin...

Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun iconTürkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu M. Kemal ile Göktürk Devleti’nin...

Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun iconDamgalar Türk tarihi açısından son derece önemli belgelerdir. üünkü...

Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun iconTürk Riviyerası sayılan Antalya güneyin turizmdeki en önemli kalesi....

Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun icon2. Türk İslam tarihinde pozitif bilimlerin başlatıcısı olarak kabul...

Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun iconTam adı Ebu Zeyd Abdurrahman bin Muhammed bin Haldun el Hadramî’dir

Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun iconKimse neden bahsettiğini tam olarak anlamasa da Slavoj Zizek dünyanın en ünlü filozofu

Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun iconKerbela olayında, su ve susuzluk, vazgeçilmez temalardır. Eba Ebdillah’ın...

Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun iconİnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir

Geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğunu ünlü İslam tarihçisi ve sosyolok İbni Haldun iconİnsanın değerli bir varlık olduğunu kabul etmezsek ne etiği


öykü




© 2000-2018
kişileri
o.ogren-sen.com